|
Ben lise tahsilimi Galatasaray Lisesinde
tamamladıktan sonra 1951 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi’nde Maliye-İşletme bölümlerinden 1955 yılında mezun olarak
hayata atıldım. Bir çok güzel teklif almama rağmen derhal vatan
borcumu tamamlamak üzere askere gittim. 6 ay okul, 1 yıl kıta
hizmeti tamamlayarak serbest hayata döndüm.
Fakülteye geldiğimde şaşkınlık içersindeydim! Çünkü
istemeyerek ve bilmeyerek seçtiğim bu meslekte, şaşkın vaziyetiyle
Fakülteye daha ilk günlerde biraz yakın bulduğum hocalarımla bilgi
almak üzere ileride neler yapabileceğimizi soruyor: ”Buraya gelirken
bana mı sordun? Seni bu fakülteye kırmızı dipli balmumu damgalı
davetiyeyle mi çağırdılar!” gibi üzücü cevaplar alıyordum.
Galatasaray’da okurken öğrendiğim birliktelik,
arkadaşlığı, dayanışmayı burada aramak üzere ve bana ileriye dönük
verecek bilgiler almak üzere varlığını Karaköy’de Lacivert Han’da
sürdürdüğünü duyduğum, 1 Mart 1943 yılınca kurulmuş bulunan İktisat
Fakültesi Mezunlar Cemiyeti’nin kapısının bir zincirle kapatılmış
olduğunu üzülerek gördüm. Yani artık iş başa düşmüştü.
Ayakta durmak amacıyla Bankalar caddesi No:15’te
bulunan Işık handa bir “muhasebe ve danışma bürosu” açtım. Bir
taraftan işimi geliştirmek için müşteri ararken “İthal Malları Fiyat
Kontrol Dairesi”nin eleman almak üzere ilan verdiğini öğrendim.
Böylece, 01.09.1957 günü başarılı bir imtihan sonunda İthal Malları
Fiyat Kontrol Dairesi’nde fiyat kontrol uzmanı olarak göreve
başladım. 1985 yılı sonunda kademe kademe yükseldiğim ve çok
sevdiğim dairemden Daire Başkanı olarak, teşkilatın serbest rejimin
sonrasında ekonomik hayatımızdan çıkartılmasıyla emekli oldum. Bir
süre serbest hayatta çalışmaya devam ettim.
Bu teşkilatta çalışmaya başladığımda daha ilk
günlerde Galatasaray’daki birliği, birbirimize desteği aramaya
başlamıştım. Tesadüfen bir gün İktisat Fakültesi Mezunlar
Cemiyeti’nin eski Ticaret Odası’nın bulunduğu 4’üncü Vakıf Han’da
bir konferansı olduğunu öğrendim. Bildirilen gün ve saatte konferans
yerine sınıf ve daireden arkadaşım rahmetli Gürbüz Şerifsoy’la
gittik. Bizden başka katılan olmadığını görüp, o gün fakültemizde
hocamız olan Asistan Nefi Kavacı’nın konferans vereceğini öğrendik
Sayın Kavacı konferans yerine, çok daha önemli olan Cemiyet
sorunlarını dile getiren bir konuşma yaptı. Toplantı sonunda aynı
yerde Cemiyet yönetim kurulu yapılacağını ve muhakkak bu toplantıya
katılmamızı önerdiler. O gün toplantıya gittim ve yönetim kuruluna
girdim.
İlk görevim Cemiyet Genel Sekreteri idi. Rahmetli
Şemsettin Güler’in başkanlığında bir süre çalıştık. Nedendir
bilmiyorum, Şemsettin Güler ve bazı arkadaşlar bizi
benimseyememişlerdi. Bir anda başsız kalmıştık. Eskileri hiç
tanımıyorduk. Bu arada eski mezunlarımızdan rahmetli Ali
Tokmakoğlu’nu ikna ederek yönetim kurulu başkanlığına getirdik. Ben
başkan yardımcılığına, rahmetli vefakar dostum Zeki Erginsu genel
sekreterliğe geldik.
Şu anda Cemiyet Divan Başkanımız Orhan Sofuoğlu,
rahmetli Faruk Çehreli ve Yalçın Sarı gibi değerli arkadaşlarımızla
hedefe ulaşmaya çalıştık. Aradan bir yıl geçmişti ki Sayın Oktay
Emed Ziraat Bankası Bahçekapı şubesi Müdür Yardımcısı olarak
müfettişlik görevinden transfer edilmişti. İşte, bu tayini fırsat
bilerek rahmetli Ali Tokmakoğlu’nun emaneten üstlendiği görevi genel
kurulda Oktay Emed’e devrettik. Böylece 1958 yılıyla aktif bir
çalışma havasına giriyordu. Sayın Oktay Emed’in başkanımız olmasıyla
hedefimize ulaşma çabalarına başladık.
Aşağıda sıraladığım, bir cemiyetin yaşaması için
gerekli 4 ana hedefi gerçekleştirmek amacını arkadaşlarıma aşılamaya
çalıştım ve başardım.
1-
Cemiyetimizin kendi malı olan bir
binası ve lokali olmalı.
2-
Mezunlarımızın çoğunlukla bulunduğu
illerde şubeler veya temsil binaları açılmalı.
3-
Görüş ve düşüncelerimizi gerek mezun
gerek kamuya duyurabilecek bir basın organı (İktisat Dergisi) derhal
yayınlanmalı.
4-
Yılda hiç olmasa bir kez, genel anlamda
ekonomik hayatımızın ana konularından birini ele alacak, kamuya açık
toplantılar düzenlenmeli.
Burada amacım 1923’de Büyük Atatürk’ün başlatmış
oldukları İktisat Haftası’nı tekrar gündeme getirecek örnek bir
çalışmanın adımlarını atmaktı. Arkadaşlarım bu görüşe aynı inançla
çok sıcak baktılar ve el birliğiyle hedefe ulaştık.
Nitekim ilk hedefimiz olan lokale kavuşmayı,
düzenlediğimiz bir eşya piyangosundan sağlanan gelir yanında,
cefakâr mezunumuz Rahmetli Yüzbaşı Rahmi Göker’in çalışmaları sonucu
toplanan teberrularla ve düzenlediğimiz balolardan elde edilen
hâsılatlarla hedefe ulaşmanın mutluluğunu yaşadık.
Hiç unutmuyorum ilk balomuzu Hilton’da yaptık.
Mezunlarımızı henüz tamamıyla tanımıyorduk. Galatasaray Lisesi’nden
mezun olan bilahare benim gibi İktisat Fakültesine girmiş mezun
ağabeylerimizin yardımlarını aldım ve başardım. O günkü toplantıda
benim misafirim olan Arslan Tuğla Fabrikası’nın sahibi rahmetli
Güngör Özarslan şaşırmış bir ifadeyle (kendisi de Galatasaray
Liseliydi) “Ağabey bu toplantı Galatasaray toplantısı mı,
iktisatlılar toplantısı mı?” diyerek hayretini gizleyemedi. Neticede
gayretimiz boşa gitmemiş, başarıya ulaşmaya başlamıştık.
Nitekim birlikte çalışmamızın ana hedefi olan binaya
sahip olmuş ve 15 Eylül 1964’te, restorasyonu tamamlanmış olarak,
başta rahmetli Mithat Dağdeviren ve bizlerin gayretiyle Tünel, Galip
Dede Caddesi, No:48 Mustafa Sacit Apt. 1. katında lokal binamıza
kavuşmuştuk.
Bu arada Mayıs, Haziran aylarında çalışmalarımıza hız
verdiğimiz İktisat dergisinin ilk sayısını 1 Temmuz 1964 günü Oktay
Emed, Reşat Umur
ve bendeniz başarıyla basın hayatına soktuk. Yönetim
kurulunda görev alanlar da bizden farksız canla başla
çalışıyorlardı. Sayın Reşat Umur,
matbaa sahibi olarak bizlere çok büyük kolaylık gösteriyordu.
Basım yayını sağladığı gibi parasal yönden sıkıldığımız günlerde her
kolaylığı gösteriyordu. Ne mutluyum ki 1 Temmuz 1964 yılında yayım
hayatımıza giren cemiyetimizin yayın organı İktisat Dergisi
başarıyla basın hayatına devam etmektedir.
Dergimizin beşinci yayın yılıydı. Zamanın Turizm ve
Tanıtma Bakanı Sayın Kürşat Beyefendiyi Ankara’da makamında ziyaret
etmiştik. Kendileri de bir süre fakültemizde okuduklarını
belirttiler ve dergimizi iftiharla izlediklerini söylediler. Çok
sevinmiştik. Daha sonra ziyaret ettiğimiz, o günün Basın Yayın Genel
Müdürü sayın Yusuf Tavus beyin, “Derginiz bu tarz çıkartılan
dergiler arasında her yönüyle baş sırada bulunuyor.” sözleriyle ayrı
bir gurur vesilesi bulduk.
Yukarıda da temas ettiğimiz üzere nihayet 1975
yılında yönetim kurulundan bir yıllık ayrılıktan sonra yeniden
Cemiyet Başkanlığına seçildim. Güzel bir programın başında İktisat
Haftalarını programa almıştık. Amaç ve düşüncemiz 1923 yılında Büyük
Atatürk’ün başlattığı Birinci İktisat Kongresi’ni yaşatacak
kaynakları toplamak ve hiç olmasa 10 yıllık bir tecrübe sonrası
Cemiyetçe böyle bir kongre oluşturmaktı.
Böylece her yıl ekonomiyle uzaktan veya yakından
alakası bulunan herkesi memnun edecek İktisat Haftalarını gündeme
getirecek gerek ilim gerek tanınmış iş adamlarımızın ve politik
azalarımızın kıymetli fikir ve kanaatlerini ülkemiz yararına,
kalkınmamıza ışık tutacak şekilde aksettirmekti. O günden bugüne
devam eden yıllık ekonomik projeksiyon çalışmalarımız başarıyla,
fedakarca devam ediyor ve titizlikle izleniyoruz.
Bu bölüm çalışmalarımıza maddi yönden büyük güç katan
rahmetli Şaban Çavuşoğlu’nu, Borusan’ın başarılı sahibi Asım
Kocabıyık’ı ve rahmetli Prof. Dr. Yüksel Ülken’i asla unutmayacağız.
Son olarak camiamıza güç kazandıracak bir diğer
kaynak olarak İktisat Vakfı’nı kurduk. Sayın Mehmet Emanet ve sayın
Natık Buda kardeşlerimin 3 yıllık uğraşları sonunda böyle bir
kuruluş, sayın Prof. Dr. Esfender Korkmaz‘ın oturum başkanı olduğu
genel kurulumuzdan geçerek gerçekleşti.
Vakfımızın ilk mütevelli heyeti başkanı rahmetli
Talat Orhon ve çalışma arkadaşlarına sabırlı çalışmalarından dolayı
teşekkürü borç biliyorum. Cemiyetimiz gibi bu kuruluşumuz da bizim
öz varlığımızdır. Ona da destek vermek ve yüceltmek görevimiz
olmalıdır.
Değerli mezunlarımız cemiyetimizin bir kuruluşunun
Cemiyet Divanı olduğunu asla unutmayalım. Eski bir mezununuz ve
mensubunuz olarak divan heyetimizin yazarlarını çok gördüm. Başta
yönetim kurulumuz ve üyelerimiz, son günlerde varlığını unuttukları
bugünlere gelmemizi gerçekleştiren Cemiyetin büyük güç kaynağı Divan
Heyetini hatıralarından asla çıkarmasınlar.
Sevgili iktisatlılar. 50 yıllık bir süre içinde
kanımca çok şeyler yapıldı. Ancak bir tek dileğim var ki bunu
Cemiyetimiz Başkanlığına ve Divan Başkanlığına da ilettiğim gibi
Vakfımızın Başkanlığına da eski bir üye olarak duyurdum. Camiamızın
günümüzde büyük eksikliğini gördüğüm “İktisatlılar Sosyal Dayanışma
Eğitim ve Kültür Merkezi”ni kurmalıyız. Bir yıldan uzun süredir
gündeme sunduğum bu hayırlı kuruluşun oluşmasında kimse girişimde
bulunmuyor. Cemiyetimizin tüzüğü de, Vakfımızın ana hedefi de böyle
bir oluşuma çok müsaittir. Ayrı bir sandık şeklinde teberrularla
yaşayacak olan kuruluşu sizlerden bekliyorum. Para bir sorun değil.
Aidatlarını yatıran her mensubumuz 1 YTL’yi de teberru ve hudutlu
teberru olarak bu kuruluşun sermayesine aktarırsa, kimse de
üzülmeyecektir.
|