İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı

  Vakıf Senedi
 E-Posta

 Önemli
web adresleri


 


ADRES :


Halaskargazi C.
No: 299-301
Kuran İş Merkezi
Kat: 2B
Şişli – İstanbul

Tel: 0212 343 20 50
 Faks: 0212 343 20 53


KROKİYİ GÖRMEK
İÇİN TIKLAYIN


 

 

 

 

 

 

 


 

Feridun Ergin, Geç Kalanları Sınıfa Almama Çok Kızdı

Kubilay Günay

1)     1961 senesi, fakültede ilk senemiz. Üniversiteli olmanın heyecanı içersindeyiz. Prof. Dr. Feridun Ergin hocanın, iktisat dersi bizlere çok yabancı geliyor. Bilmediğimiz kelimeler ve konular, anlamakta zorlanıyoruz. Be nedenle hocamızın zaman zaman hukuk fakültesinde verdiği dersleri takip ederek konuları anlamaya çalışıyoruz. Mümtaz Güvenç ve Erdoğan Bele ile beraber hukuk fakültesi büyük anfisinde önceden ön sırada yer tutarak Feridun hocayı bekliyoruz. Ders zili çaldı ve hocamız her zaman olduğu gibi zamanında derse girerek konuları anlatmaya başladı.

       Sabah ilk derslere genellikle öğrencilerin bir kısmı geç kalır, geç kalanlar ders başladıktan sonra genellikle arka kapıdan anfiye girerek dersi izlerler. O gün sınıfın kapıları Feridun hocanın içeri girmesi ile kapandı ve bir süre sonra derse geç kalanlar ön kapıya açılması için vurmaya başladılar. Bu durum hemen hemen 5 dakika sürdü. Biraz gürültü nedeniyle dersi izleyememek ve biraz da geç kalanlara yardımcı olma duygusu ile yerimden kalkıp kapıyı açtım. Bir anda içeriye 25-30 kişilik öğrenci gurubu gürültü ile girdi ve yerlerine oturdu.

 Feridun hocamız, herkes yerine oturduktan sonra bana seslenerek kürsüye çağırdı ve şebekemi istedi. Tabii, şebekemi verdim. Bana ayrıca, “dersten sonra yukarıda odama gel” dedi. Tabii o zaman bende şafak attı. Yaptığımın yanlışlığını anladım. Ama iş işten geçmişti. Dersten sonra doğruca Feridun hocanın İktisat Fakültesi’ndeki odasına gittim. Sertlik beklerken sakin bir ses tonu ile “sen ne yaptığının farkında mısın ?” dedi.

 “Hocam, arkadaşlara yardımcı olmak istedim” dedim. Bana “sen 30 kişiye yardımcı olacağım derken anfide olan ve zamanında derse gelip yerini alan 300 kişinin hakkını çiğnedin, ayrıca benden izin almadan, nasıl kapıyı açarsın? Bir seferlik seni affediyorum, tekrarında farklı davranacağımı bil. Bir daha kendine vazife olmayan işlere karışma” dedi ve aldığı şebekemi iade etti.

2)     Son sınıftayım. İşletme-sosyal siyaset disiplinini seçtim. O zaman ana derslerden son sınıfta 4 senelik müfredattan sorumlu olarak yazılı ve sonra da sözlü imtihana giriyoruz. Ben de iktisat-işletme ve sosyal siyasetten 4 senelik sözlü sınavlara giriyorum.

İşletme grubunda işletme dışında maliye ve muhasebe dersleri de var. Yazılı sınavını iyi alarak geçtim. Sözlüye gireceğiz. Sözlü sınavları enstitülerde büyük salonlardan birinde yapılıyor. Heyet başkanı Prof. Dr. Kemal Tosun hocamız, yanında maliye, muhasebe hocalarımız ile asistanlar var. Hocalarımız, büyük bir masanın bir tarafında yan yana otururlar, imtihana girecek öğrenci ise, masanın öbür tarafında oturur, daha önceden hazırlanmış 3 soru ihtiva eden soru kağıdını çeker, şansına ne çıkarsa onu cevaplandırır.

Sınava girecek öğrenciler, imtihandaki öğrencinin 2-3 metre arkasında ayakta durarak soruları ve hocalarımızın imtihan esnasındaki tutumlarını izleyerek, heyecanımızı yatıştırmaya çalışırdık. Sözlü imtihanların heyecanı anlatılacak gibi değildir. Onu ancak yaşayan bilir. O gün sınav başlayalı 2 saat oldu. İmtihan sırasında, eski yönetmeliğe tabi iş güç sahibi, yaşını başını almış birisi imtihan için hocaların karşısında oturuyor. Şansına, güzel sorular çıkmasına rağmen hiç birine cevap veremiyor. Kemal hoca dersten geçirmek istiyor. Fakat bir bakıma bir şey yapmayan birine yardımcı olmayı da içine sindiremiyor ve sinirleniyor. Bu sırada ben ayakta 3. sırada Erdoğan Bele ile beraberiz. Her soruda öğrenciler birbirimize ufak sesimizle soruları sorarak bilmediğiz noktaları öğrenme çabasındayız. Bu sırada ayakta bekleyen öğrenciler arasında bir hareketlenme olunca Kemal hoca başını kaldırıp baktı. O sırada ben tesadüfen Erdoğan ile soru üzerinde konuştuğumuzdan beni gördü. “Ne kopya veriyorsun” demez mi? Hocam “öyle bir şey yapmadım, sadece sizin sorduğunuz sorunun cevabını yanımdaki arkadaşımdan teyit ettim” dedimse de inanmadı. “Sen, imtihana girdin mi?” diye sordu. Hayır deyince de “girince görüşürüz”  demez mi. Zaten heyecan içerisinde iken heyecan iki misline çıktı. Arkadaşlar “dışarı çık uzaklaş, olayı unutsun” dediler. Ancak Kemal hocanın 4 senelik talebesiyim, beni tanıyor, unutması mümkün değil, aksine ortadan kaybolursam suçumu kabul etmiş olacağım bu nedenle imtihanı biten öğrenciden sonra “kim gelecek” deyince? Ben geleceğim hocam deyip karşısına oturdum. Soru kağıtçığını çektim. Bildiğim sorulardı, 3 soruya da doğru cevaplar verdim. Kemal hoca bir kere kızmıştı. Bu nedenle “sana başka sorular da soracağım” dedi. Bu kere soru kitapçının dışından sorular sormaya başladı. Birbirinden zor 3 soru daha sordu. İşletme gurubu derslerim iyi idi ve imtihana da iyi hazırlanmıştım. Bütün sorduklarına doğru cevaplar verince “tamam kalkabilirsin” dedi. Tabii sonuçlar belli oluncaya kadar heyecan içersinde bekledim. Akşam üzeri imtihan sonuçları belli oldu ve pekiyi ile geçmiştim. Bu iki olay fakülte hayatımda hiç unutamadığım güzel bir anı olarak kaldı.