|
Prof.
Dr. Ömer Lütfü Barkan, saygı duyduğumuz, çok bilgili bir hocamızdı.
Sözlü sınavda birkaç kişiye soru sorar. Bilmeyenlerin yanındakine
geçer, devam ederdi. Yine bir gün yan yana oturduk. Bir soru sordu.
Bir yorum sorusuydu. Arkadaşlara sordu. Cevaplar onu tatmin etmedi.
Bana sordu. Ben bir şeyler anlattım, hoşuna gitti. “Bakın çocuklar.
Bu ufak tefek kız var ya bunun ileride adını çok duyacaksınız” dedi.
Her terfi ettiğimde hocamın bu sözünü hatırladım. O günkü sınıfı hiç
unutmadım. Başak Sigorta’nın Genel Müdürlüğüne gelince de ilk olarak
hocam Barkan aklıma geldi.
Abdullah Türkoğlu, iktisadi coğrafya hocamızdı. Bir sınavda, çok da
çalışmıştım. Soruları aldıktan sonra, yazmaya başlayacağım sırada
kafamda anlaşılmaz bir boşluk oluştu. Hiçbir şey yazmadan
oturuyordum. Yarım saat geçti. Ben kağıda boş boş bakıyorum. Büyük
anfide kenarda oturuyorum. Yanımda bir gölge belirdi. Hocam gelmiş,
kağıda bakıyor. Bana birinci soruyla ilgili 2-3 kelime söyledi.
Ondan sonra o bana bir şey oldu. Bilgiler kağıda dökülmeye başladı.
Bir anda hatırladım ve her şeyi bilerek pekiyi aldım.
|