İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı

  Vakıf Senedi
 E-Posta

 Önemli
web adresleri


 


ADRES :


Halaskargazi C.
No: 299-301
Kuran İş Merkezi
Kat: 2B
Şişli – İstanbul

Tel: 0212 343 20 50
 Faks: 0212 343 20 53


KROKİYİ GÖRMEK
İÇİN TIKLAYIN



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Fakültede hocamla kesişen yollarımız

Ertunç Yücebaş

Bizler İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1953 girişli arkadaşlar topluluğuyuz.  İstanbul'da oturan kardeşlerimizle 50 yılı aşkın süredir hemen hemen hiç kopukluk olmadı.

Fakülteyi 1958 Haziran'ında tamamlayarak İtalya'nın Cenova şehrindeki Cornigliano demir çelik fabrikasında A.I.E.S.E.C. stajına gittim. Yedek subaylık görevimi de tamamladıktan sonra 1960 yılı ortasında terhis oldum.

Temmuz ayının ilk günlerinde babamın samimi arkadaşı olan Banka Komerçiyale'de Türk Müdürlük yapan beye bir emanet bırakmam gerekti. Odasına girdiğimde, bana ne yapacağımı sordu ve daha cevabımı beklemeden "hadi seni buraya alalım” dedi. Yabancı banka olduğu için maaşları da diğer bankalara göre yüksekti. Bankaya 1960 yılında memur olarak ihracat servisinde başladım. Ancak daha ziyade ekalliyetlerden kurulu banka personelinin hemen hemen hepsinin birkaç lisan bildikleri ve burada çalışmamın yanlış olacağını düşünerek bir yandan da transfer imkanlarını düşündüm.

O sıralarda fakültemiz Maliye kürsüsüne asistan arandığını işittim. Prof. Orhan Dikmen hocamızdan randevu alarak görüşmeye gittim; öğrendim ki asistan aylığı banka maaşına göre 1/3 nispetindeydi. Yeni evlenmiş ve bir de çocuğum olmuştu. Hocam bana aradaki farkı tercümelerle kapatabileceğimi söyledi. Aynı kürsüde Bedii Fevzioğlu ve Memduh Yaşa profesörlerim de bulunmaktaydılar; müsaade isteyerek düşüneceğimi söyledim.

Memduh hocamla o güne kadar iki anım bulunmakta idi. Bunlardan birisi dersinde sevdiğimiz bir hanım arkadaşımızı sınıftan dışarı atarak şöyle konuşmasıydı: 'ben buraya zaten tenezzülen geliyorum, dersimi dinlemeyecekseniz lütfen çıkınız'. İkinci anım ise Maliye genel imtihanı yazılısından geçtiğim hesabını yaparak sevinerek çıkmıştım. Listelerde ise geçmez yazıyordu. Tahsil hayatımda o güne kadar hiç yapmadığım bir şey yaparak Memduh hocama giderek kağıdımın çıkarılmasını istedim ve kendisinden “filan gün gelin” cevabını aldım. O gün kendisine gittiğimde, ‘Dekan beyin emirleriyle hiçbir kağıdın çıkarılamayacağını’ söylediler.

Esasen bana asistanlık teklifi, Fransız Lisesi mezunu olduğum, İtalya'da staj yaptığım ve bir İtalyan bankasında çalıştığım için yapılmıştı. Fransızca ve İtalyanca aynı kökenden gelen diller olduğu için üniversite lisan imtihanında verilen teksti her iki dile de çevirmiştim ve bunu Orhan hocam da biliyordu.

Şimdi nasıldır bilmiyorum, ama o zamanlar asistanlık, hocanın çantasını taşıyarak onun arkasından yürümek ve derste hiç sesini çıkarmayarak bir yerde oturmaktı. Bütün bu şartlar sonucunda Orhan hocamdan düşünmek için aldığım sürenin sonunda, kendilerine telefonla görevi kabul edemeyeceğimi söyledim.

İkinci müracaatım, o sıralarda kurulmakta olan Pirelli oto lastiği fabrikasınaydı. Müessesenin Umum Müdürüyle görüştüm. İki şart ileri sürdüler. Beni önce İtalya'ya Milano şehrinde staja göndereceklerdi ve dönüşte artık İzmit'te ikamet edecektim. İkinci şart ise staj ertesinde bir süre mecburi çalışmaya razı olacaktım. Bu teklifi de kabul etmedim. Sebebi de eşimin romatizmaya karşı hassas oluşu ve Kocaeli mıntıkasının da çok rutubetli oluşuydu. En nihayet özel milli bir Bankadan yapılan teklifi kabul ettim. Verilen transfer farkı önemli değildi, ancak unvanım yükseliyor, ayrıca Fransızca’dan lisan tazminatı alıyordum. İlerleyen senelerde de Roma ve Milano'ya staja gönderilecek ve dönüşümde imtihana girerek İtalyanca’dan da dil tazminatı alacaktım. Ayrıca bu bankanın sosyal şartları da daha iyiydi. Sonunda bu bankadaki hizmetime ek prim ödeyerek İtalyan bankasındaki hizmetimi ve yedek subaylığımı da birleştirerek 1984'te emekli oldum. Ancak bu bankanın İdare Heyetinde Memduh Hocam da bulunmaktaydı.

Şimdi meselenin özüne gelince, sizler bu tesadüfe belki kader diyeceksiniz, ama ben “görev kabul etmek ciddi bir iştir ve burada hissiyatla değil mantıkla karar verilir” diyorum. Emeklilik sonrasında açtığım tercüme bürosunda emekli olduğum Bankanın poliçe tercümelerini yapmak da benim için bir iftihar vesilesi olmuştur. 1953 girişli arkadaşlarımızla eşlerle birlikte yemekli toplantılarımız devam etmekte olup bazen Ankara'da oturanlar da gelebilmektedir.