|
Ben,
İktisat Fakültesi’ne 1956 -57 döneminde girdim. Haziran dönem
imtihanlarında pek başarılı olamadım. Eylül dönemi için yaz boyu
çalıştım. En iyisi İktisat olmak üzere imtihanlarım çok iyi geçti.
Sonuçlar peyderpey ilan ediliyordu. Girdiğim derslerden en sona
kalan İktisat hariç hepsinden geçmiştim. İktisattan da geçeceğime %
100 emin olduğumdan, sonucu almadan arkadaşlarıma Marmara lokalinde
biralar ısmarlayarak kutlamada bulundum.
Birkaç
gün sonra sınav sonucunu öğrenmeye gittiğimde, maalesef geçer not
almadığımı öğrendim. Bu sonuç, beni “Şubat talebesi” yaptı. Kah 1.
sınıfa, kah 2. sınıfa devam ettiğim fakülteden ancak 5.5 yılda mezun
olabildim.
Bu
Şubat olayı, benim derslere gereği gibi konsantre olmama engel
olduğu gibi, arkadaş çevreme de olumsuz yönde büyük etki yaptı. Ve
bu nedenle de yüksek tahsil hayatımdaki süre boyunca bunu aklımdan
çıkaramadım.
İmtihan
sonucuyla ilintili olarak genç yaşında kaybettiğimiz hocamız,
saygıdeğer insan R. Şükrü Suvla ile görüşmek üzere fakülteye gittim.
Ancak konuşamadım. Bir müddet sonra, benimle aynı durumu paylaşan ve
şu an ismini anımsayamadığım bir arkadaşımla karşılaştım. Arkadaş,
“hiç hocaya gitmene gerek yokmuş” diyerek durumunu anlattı:
Merdiven başında karşılaştığı Refii Şükrü Suvla’ya; "Hocam, ben çok
çalışmıştım ve iyi de yazdım, şimdi imtihana girsem gene aynısını
yazarım. Ben neden geçer not almadım" diye sorduğumda, Hoca'nın
evladım “ben şimdi gidiyorum, sen yarın gel konuşalım" yanıtı
üzerine, arkadaşın, “hocam ben yarın Ağrı'ya gidiyorum demesi
üzerine”, "sen adresini ver" diyerek ayrılmışlar. 15-20 gün sonra,
kendisine gelen mektupta, hocamız şunları yazmıştı : “Sorulan her
iki soruyu da çok iyi cevaplamışsın. Aferin... Ancak, şimdi sen
soracaksın, peki Hocam 1 ve 2. soruları çok iyi yaptığım halde neden
geçer not almadım? İşte evladım, "az gelişmiş ülkelerde tasarruf
olmaz" dediğin cümleyle, çok çalışmış olmakla beraber, iktisadı
henüz öğrenmediğini göstermiş oluyorsun. Bu nedenle geçerli notu
vermedim…” (muhtemelen ben de benzer cümle veya cümlecikler
kullanmışımdır.)
İşte
sevgili dostlar, yukarda anlatmaya çalıştığım ve beni o günlere
götüren bu anımla, hem hoca-talebe ilişkilerinin ne kadar sağlıklı
olduğunu göstermeye çalıştım ve hem de son yıllarda mantar gibi
çoğalan ekonomi tedrisatı yapan okullarda mezun olanlarla
fakültemizdeler arasındaki kalite farkını vurgulamak istedim.
Saygılarımla.
|