|
1)
Hocamız Prof. Dr.
Ömer Celil Sarç (İ.Ü. Rektörü) dersi anlattı. Konu bitti. “Teneffüs
ziline ne kadar var” diye sordu. “10 saniye var hocam” dedim. “O
halde diğer konuya geçip derse devam edebiliriz” dedi.
2)
İktisat hocamız
Prof. Dr. Refii Şükrü Suvla, (2. sınıftayız) bütün sınıfa yabancı
dille yazılmış ekonomi ile ilgili bir kitap okuyup özetini
çıkartarak kendisine getirmemizi vazife olarak verdi. Fransız yazarı
Lui Boudi’nin Para isimli eserini İktisat Kütüphanesinden aldım,
okudum, iki sahife özet çıkardım ve götürdüm.
Şinasi Sunal (rahmetli
fakülte sekreteri), o günlerde dekanımız olan hocamızdan randevu
alarak bizi buluşturdu. Dekanımız ve iktisat hocamız R.Ş. Suvla,
yurt dışında doktora çalışmaları yaparken yeterli derecede lisan
bilmediği için ekonomik kayba uğradığını, öğrencilerinin de aynı
şekilde bir zarara uğramamaları için bir yabancı dil bilmelerini
temin gayesiyle bu vazifeyi verdiğini ifadeyle çalışmamı takdir ve
tebrik ederek beni uğurladı.
Ne mutlu ki bugün İ.Ü.
İktisat Fakültesi’nde yabancı dille eğitim yapılabilmektedir.
3)
3. sınıftayız, yıl
1954. Muhasebe hocamız Rasim Saydar Bey, öğleden sonra seminerde
kara tahtaya hem yazıyor hem anlatıyor. (sigorta muhasebesi
hakkında). Muhasebede değişmez kaide, “Alan Hesap-Borçlu, Veren
Hesap-Alacaklı” diyor. Arka sıralardan bir ses, “Bunun tatbikatını
görmeliyiz. Sadece nazari olarak kalmamalı” dedi. Rasim hoca sınıfa,
talebeye doğru dönerek; “Cumhuriyet Şehzadeleri, kara tahtada
tebeşir tozu yutarak size bir şeyler öğretmeye uğraşıyorum” dedi. Bu
sırada ağzından çıkan tükürük yağmuru yüzlerimizi ıslatmıştı.
O sıraları ve o günleri hasretle anıyor ve arıyorum.
|