|
Prof. Dr. Nihat FALAY
Giriş: Çeşitli bilgi ve belgeler İstanbul Üniversitesi’nin ilk
yerinin günümüzdeki Şehzadebaşı civarında olduğunu göstermektedir.
Yine kimi kaynaklarda, hukuk okulu ve kitaplığının yerinin, Beyazıt
Meydanı’nın güneybatısında yapılan inşaat sırasında ortaya çıkan ve
Bizans İmparatoru Theodosius’a ait bina olduğu ileri sürülmektedir.
14. yüzyılda, Osmanlı Devleti’nde ilk medrese 1330’da Orhan Bey
zamanında İznik’te yapılmıştır. Osmanlı Beyliği, bu yüzyılda
Anadolu’da yayılarak İznik’te olduğu gibi, gayrimüslimlerinki de
dahil olmak üzere vakıf mantığıyla tanışmıştır ve eğitim de dahil
bir dizi hizmete ilişkin vakıflar kurulmuştur.
Osmanlı devrinin ikinci medresesi Bursa’da kurulmuştur. İstanbul’un
fethinden sonra medrese yapımı hızlanmıştır. Örneğin, Fatih Sultan
Mehmet, şehirdeki kilise ve manastırları medrese haline getirmiştir.
Bu bağlamda, daha sonra Sahn-ı Seman (Sekizli Medrese) adı verilen
ve devrin en büyük medresesini yaptırmıştır. Kurdurduğu bu medreseyi
bilimsel ve idari özerkliğe kavuşturmuştur.
Kanuni Sultan Süleyman, 16. yüzyılda özellikle ordunun doktor ve
mühendis gereksinimini göz önünde tutarak, birer tıp medresesi ve
hastane, matematik öğretimi için de 4 medrese kurdurmuştur.
17. yüzyılda bir çok medrese daha ortaya çıkmış ve bu yüzyılın
sonlarında medreseler, Osmanlı devletinin gerilemesine paralel
olarak batının bilimsel ilerlemesine kayıtsız kalmıştır. 18.
yüzyılın sonlarından itibaren, eğitimin modernleştirilmesi için
mühendishane ve tıbbiye gibi okullar açılmıştır.
Tanzimat’ın ilanına kadar (1839) kendi haline bırakılan medreselerde
hiçbir yenileştirme yapılmamıştır. Tanzimat’tan sonra İstanbul’da
bir Darülfünun açılması fikri ileri sürülmüştür.
2. Meşrutiyet’ten sonra da medreselerin iyileştirilmesi fikri
yeniden ortaya atılmış ve ilk girişim 1909’da Fatih Medresesi’nde
yapılmıştır. Düzenlenen programda İslami bilgilerden başka fizik,
kimya, matematik ve coğrafya gibi dersler de vardı, ancak bu
girişimden de bir sonuç çıkmamıştır.
1914’de İstanbul’da bulunan tüm medreselerin Darül-Hilafetil-Aliye
Medresesi adı altında birleştirilmesine karar verilmiştir. Bu
medresede dinsel ve pozitif bilimlere ek olarak Fransızca, Almanca,
İngilizce ve Rusça derslerinden birinin öğrenciler tarafından
seçilmesi zorunlu tutulmuştur.
2. Meşrutiyet’le Darülfünun’da bir canlanma olması ve okuyabilmek
için gençlerin birbiriyle yarış etmesi nedeniyle, Darülfünun
1914-1918 yıllarında başarılı bir dönem geçirmiştir. Çünkü tüm
birimler, Almanya’dan öğretim üyeleri getirtilmesi ve her dilden
yabancı kitapların ve aletlerin sağlanmasından yarar sağlamıştır. Ne
var ki, Almanya’dan getirtilen 20 öğretim üyesi, I. Dünya Savaşı’nın
bitmesi üzerine ülkelerine geri dönmek zorunda kalmışlardır.
Daha sonra 1919-1933 yıllarında, saltanat yönetimi döneminde
Darülfünun kadrosuna bir dizi Fransız öğretim üyesinin de katıldığı
görülecektir.
İstanbul Darülfünunu’nun Dışındaki Gelişmeler:
Kurtuluş Savaşı döneminde, savaşın doğurduğu sıkıntılar ve o döneme
kadar Osmanlı toplumunda zanaatsal ve ticari faaliyetleri ellerinde
tutmuş olan azınlıkların savaş nedeniyle ülkeden ayrılması
sonucunda, boşalan sektör ve meslek alanlarını doldurma zorunluluğu,
ülke ihtiyaçlarının karşılanması amaçlayan bir eğitim politikasını
gündeme getirmiştir.
Cumhuriyet’in ilanına paralel olarak 1923’de İzmir’de toplanan
Türkiye İktisat Kongresi’nde iktisat eğitimi sorunları da ele
alınmıştır. Burada, Kongre Başkanı Kazım Karabekir iktisat
eğitiminin önemini vurgulamıştır. (Ökçün.1968.267):
“…beşikten mezara kadar hayat ve iktisat telkinlerinin icap
ettirdiği müşterek mesai ile çalışırsak, iktisadımız kavi (sağlam)
esaslarla kurulmuş olur…”
Yine bu kongrede temsil edilen tüccar grubunun iktisat öğretimine
ilişkin olarak kabul ettiği “tedrisat-ı iktisadiye” (iktisat
öğretimi) ilkeleri olarak “Türkiye’nin mühim ticaret merkezlerinde
ticaret mektepleri açılması… bil’umum mekteplerde…iktisadi tedrisata
ehemmiyet verilmesi” (Ökçün.1968.423) nin öngörülmesi belirleyici
olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlılardan devraldığı iktisat eğitimi
kurumları, Ali Ticaret Mektebi’nin öğretim programlarında çok hızlı
değişiklikler yapılmış ve 1923’de Yüksek Ticaret ve İktisat Mektebi
adıyla İktisat Vekaleti’ne bağlanmıştır. Mülkiye Mektebi ise 1925’de
programlarını yeniden düzenleyerek pek çok dersin sayısını ve
içeriğini değiştirmiştir. 1925’de kurulan Ankara Hukuk Mektebi,
iktisadi doktrinler ve milli iktisat konularını işleyen dersler
okutmaya başlamıştır.
İstanbul Üniversitesi’nin Kuruluşu:
1923’de kurulan Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra, Darülfünun’un
ülkedeki reformlara paralel olarak modern bir üniversite haline
dönüşmesi yönünde önemli değişiklikler yapılacağı beklentisi
doğmuştur. 1930 yılı sonlarında Atatürk’ün Darülfünun’u ziyareti bu
kurumun olumlu yönde harekete geçmesine de yetmemiştir. Yine de, bu
beklentiyi doğuran temel nedenler; öğretim üyeleri ile öğrencilerin
çalışma ve yetişme şartlarından memnun olmaması ve Darülfünun’un
bilim ve öğretiminin durgun, yenilikleri izlemekten uzak bulunması
ve klasik derslerle yetinmesidir.
Yüksek öğretimde kökten değişimi sağlamak amacıyla 1931’de toplanan
Cumhuriyet Halk Partisi, Darülfünun’da reform yapılmasını öngören
bir karar almıştır. Bunun için de Maarif Vekaleti, bir rapor
hazırlamak üzere İsviçre’den Profesör Albert Malche’ı çağırmıştır.
Malche, 4 aylık bir çalışma ve temaslar sonucunda hazırladığı
raporunu Maarif Vekaleti’ne sunmuştur. Malche, raporunu hazırlamak
amacıyla, zamanın Darülfünun Emini (rektör), fakülte reisleri
(dekanlar) ve profesörler ile görüşmüş ve onların hayat tarzı, mali
durumları, üniversiteye girişe ilişkin görüşlerini almıştır.
Malche, raporunda, Darülfünun’un yasal durumu, öğretim kadrosu,
öğrenci istatistikleri, profesörlerin atanması, fakülteler ve
enstitüler, öğretim plan, program ve sınavları, dersler ve
konferanslar, kitaplar ve yabancı diller vb. konularda yorum ve
önerilerde bulunmuş ve raporunun sonuç kısmında, “Darülfünun
meselesi esas itibariyle Türkiye’nin fikri, manevi hatta içtimai
istikbali meselesidir” (Malche.1939.58) demiştir.
31 Mayıs 1933’de kabul edilen 2252 sayılı kanunla Darülfünun
kapatılmış ve 31 ağustos 1933’de İstanbul Üniversitesi adıyla yeni
bir kimlikle açılmıştır. Bu açılış bazı Avrupa dergi ve
gazetelerinde de yankı bulmuştur.
Dönemin Maarif Vekili Reşit Galip Bey, kurulan üniversitenin
Darülfünun ile hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtmiştir.
Üniversitenin ilk rektörü olarak da prof. Cemil Bilsel atanmıştır.
Bu kanunla İstanbul Üniversitesi öğretim kadrosu üç gruptan
oluşturulmuştur. Darülfünun’dan naklen alınanlar, Cumhuriyet yılları
içinde Avrupa’ya gitmiş ve yetişmiş gençler, yabancı profesörler...
Darülfünun’dan İstanbul Üniversitesi’ne geçerken, mevcut 157 öğretim
üyesinden sadece 59’u yerini korumuştur.
Aynı yıl, Nazi Almanyası, Yahudi asıllı veya Nazi iktidarı karşıtı
fikirlere sahip olan bilim insanlarını üniversitelerden kovmuştur.
İşte bu bilim adamlarının bir kısmı Türkiye’deki diğer
üniversitelerde ve 40 kadarı da İstanbul Üniversitesi’nde görev
almıştır. Bunların bir kısmı daha sonra İ.Ü. İktisat Fakültesi’nin
kuruluşunda rol alacaktır.
Yabancı Bilim İnsanlarının İstanbul Üniversitesi’ne Gelişi:
Darülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüşüne paralel olarak
ortaya çıkan bu temel gelişim, aslında, Alman demokrasisinin son
bulması ve özellikle 1925’de Almanya devlet başkanı olan F. Ebert’in
ölümünden sonra yapılan seçimlerde halkın çoğunun eski Mareşal Von
Hindenburg’u seçmesi ile başlamıştır. Çünkü 1933’de, A. Hitler’in
nasyonal sosyalist kabinesinin oluşturulmasından hemen sonra,
demokratik temel hakları ortadan kaldıran yasalar çıkarılmaya
başlanmıştır. Öte yandan, devlet kadrolarının ve yüksek öğretim
kurumlarının hemen hepsi yeni rejime sadık partililerce
doldurulmuştu. Bunun sonucu olarak, işten çıkarılacak üniversite
elemanlarının listelerinin hazırlanmaya başlamasına ilişkin haberler
dolaşmaya başlamıştır ve bunların başında da Prof. F. Neumark ve
Prof. W. Röpke’nin adı geçmektedir.
Öte yandan, örneğin Almanya’nın en eski üniversitelerinden olan
Heidelberg ve Göttingen üniversiteleri, nasyonal sosyalizmin olumsuz
ve nefretle karşıladığı fikirlerin yok edilmesini amaçlayan
“kitapların yakılması” ayinine sahne olmuşlardır.
Bu siyasal, yönetsel, hukuksal ve hatta bazen fiziksel terör
ortamında, üniversite öğretim elemanları, giderek ülkelerinden
ayrılmayı ve yabancı ülkelere iltica etmeği düşünmüş ve daha sonra
da bunu gerçekleştirmiştir. Elbette ki, buna karşın mevcut sistemle
ittifak edenler de çıkmıştır. Yabancı ülkelere ilticayı düşünenlerin
fikrini gerçekleştirmek için de İsviçre-Zürich’de “akademik
mülteciler” kolonisi oluşmuş ve Mart 1933’de Tıp Profesörü Philipp
Schwartz’ın önderliğinde Yurt Dışındaki Alman Bilim Adamları Yardım
Cemiyeti kurulmuştur. Türkiye’ye ileride gelecek olan çoğu alman
asıllı öğretim üyelerinin göç sürecinin örgütlenmesinde bu cemiyetin
rolü olmuştur.
F. Neumark, Türkiye’ye iltica eden alman asıllı bilim insanlarının
göçünün nedenlerini şöyle analiz etmektedir. (Neumark.1992.19-21):
“İlk özellik, antisemitizm (Yahudi düşmanlığı) göz önünde
bulundurulursa “ırk” faktörü idi… İkinci bir faktör ise ”katolisizm”
(Katoliklik) idi… Bazı Katolikler, Nazi rejimine karşı savaşı
Almanya içinde ve dışında sürdürüyorlardı… Bir üçüncü mülteci grubu
da politik eğilimleri ve böylece iktisat politikası alanında da
liberal olan kişiler. Bunlar arasında sosyal bilimciler bulunuyordu:
Örneğin Gerhard Kessler, Wilhelm Röpke ve Alexander Rustow…”
Türkiye’ye gelen ve yeniden organize edilen üniversiteye dahil olan
bilim insanlarının listesi batı yayın organlarında belirtilmiştir.
İ.Ü. İktisat Fakültesi’nin Kuruluş Süreci:
Konumuz açısından en önemli gelişmelerden biri de, İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Meclisi’nde 1936 yılında alınan bir
kararla, o zaman Hukuk Fakültesi İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü
Direktörü olarak bulunan alman uyruklu öğretim üyesi Ord. Prof. Dr.
Fritz Neumark’ın, ayrı bir İktisat Fakültesi kurulmasıyla ilgili bir
rapor hazırlamakla görevlendirilmesidir. Neumark gerekli
incelemeleri yapmış ve Temmuz 1936’da raporunu İstanbul
Üniversitesi’ne sunmuştur.
F. Neumark’ın İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne sunduğu “İstanbul
Üniversitesi’nde Bir İktisat Fakültesi’nin İhdası Hakkında teklif”
başlıklı 16 sayfalık raporundaki temel teklifleri şunlardır (Taşdemirci.1992.201-202):
“…1) Bir Ekonomik ve Sosyal İlimler Fakültesi’nin kurulması; 2)
Başlı başına bir iktisat tahsilinin ihlası; 3) İktisat için başlı
başına bir mezuniyet imtihanının kabulü; 4) İktisat Doktora
imtihanının muhafazası; 5) İktisat Enstitüsü’nün olduğu gibi ipkası;
Enstitü, bundan böyle tabii Hukuk Fakültesi yerine İktisat
Fakültesi’ne bağlı bulunacaktır..” Yeni fakültenin azaları olmak
üzere aşağıdaki kürsüleri işgal eden profesörleri gösterebiliriz: 3
İktisat Ordinaryüslüğü (Prof. Şükrü Baban, Neumark, Röpke), 1 Maliye
ve İstatistik Ordinaryüslüğü (Prof. İ.Fazıl Pelin), 1 Sosyoloji ve
Sosyal-Siyasal Profesörlüğü (Prof. Kessler), 1 İktisat Tarihi ve
İktisat Coğrafyası Ordinaryüslüğü (Prof. Rüstow), 1 İstatistik ve
Maliye için ayrıca bir Profesörlük (Prof. Ömer Celal Sarç)…
“…iktisatçılara karşı ihtiyacın gittikçe fazlalaşmakta olduğu
noktaları göz önünde tutularak, reformun bir an evvel başarılması
çok temenniye değer.
İstanbul, Temmuz 1936, Ordinaryüs Profesör ve İktisat-İçtimaiyat
Enstitüsü Direktörü Dr. Fritz Neumark.”
İstanbul Üniversitesi Rektörü Cemil Bilsel’in 20.8.1936 tarih ve
3373 sayılı “Kültür Bakanlığı Yüksek Orununa” başlıklı yazısında
şöyle denilmektedir. (Taşdemirci.1992.197):
“…Üniversitede, ayrıca bir İktisat Fakültesi kurulması icap
ettiğinin öne sürülmesi üzerine, Prof. Neumark’ın hazırladığı raporu
ilişik olarak sunuyorum. Rektörlük, Üniversitede bir Ekonomik ve
Sosyal Bilgiler Fakültesi’nin kurulmasını memleketimizin ihtiyaç ve
menfaatlerine tamamen uygun bulmaktadır.
Üniversite Rektörü
Cemil Birsel “
Kültür Bakanlığı da 10.12.1936 tarihli yazısıyla İstanbul
Üniversitesi’nin teklifini uygun bulduğunu belirtmiş ve İktisat
Fakültesi dekanlığına Prof. Dr. Ömer Celal Sarç’ı tayin etmiştir. Bu
karar Maarif Vekaleti’nin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nce
(Bakanlar Kurulu) 26. Kanunuevvel.1936 gün ve 3492 sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanmış ve 14 Aralık 1936’da onandığı belirtilmiştir.
Tüm bu süreçlerden anlaşılacağı gibi, İktisat Fakültesi’nin
kurulmasının ardında birden çok neden vardır. Prof. Dr. Fındıkoğlu
tarafından daha sonraki yıllarda bu nedenler şöyle sıralanmıştır (Fındıkoğlu.1946.65-69):
“…Hukuk Fakültesi’nde temerküz ettirilen (merkezileştirilen) iktisat
tedrisatında talebenin ekonomik ve sosyal hadise ve meseleler
hakkında kafi bir bilgi edinmesine imkan yoktur. İktisat ve
tedrisatının ayrı bir teşekkülle kavuşmasını icap ettiren asıl
sebep, her iki disiplinin metodolojilerindeki ayrılıktır… Hukuk
normatif bir karakter taşır. İktisat ise illiyet (nedensellik)
esasına dayanan ilimlerdendir… Hukuk Fakültesi gibi müesseselerde
haftada bir iki saat “ilmi servet”in veya “ilmi iktisat”ın okunduğu
zamanların Türkiyesi ile, hatta ikinci Meşrutiyet Türkiyesi ile
Cumhuriyet Türkiyesi aynı şey değildir…”
İktisat Fakültesi’nin Açılış Töreni:
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nün 21 Ocak 1937 tarihli yazısı,
İktisat Fakültesi’nin açılış töreni hakkında şu bilgileri
vermektedir :
“Açılış töreni, 5 Şubat 1937 Cuma günü Hukuk Fakültesi’nde
yapılacaktır… Açılma nutukları ve ilk ders Hukuk Fakültesi birinci
sınıfında yapılacaktır… Merasime Üniversite Rektörünün 15 dakikalık
hitabeti ile başlanacaktır… Sonra İktisat Fakültesi Dekanı söz
alarak, 12-15 dakika hitap edecektir. Bunun ardından Ord. Prof.
Kessler içtimai siyasetin esasları dersine başlayacaktır…” (Taşdemirci.1992.218):
30 Ocak 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde konuyla ilgili haber
şöyledir. (Cumhuriyet.1937 a):
“Üniversitede yeni tesis olunan İktisat Fakültesi, derslerine
başlamak için hazırlıklarını ikmal etmiştir… Yeni fakülteye
Üniversite binasının üst kısmında yedi oda tahsis edilmiş
bulunmaktadır… Fakültenin birinci sınıfına kaydolan gençlerin
miktarı yüze yakındır…”
Aynı gazetenin 2 Şubat 1937 tarihli sayısında;
“…Fakülteye bu sene geç kaldığı için yalnız Hukuk Fakültesi birinci
sınıfı ile Yüksek Ticaret mektebinden gelen yüz talebe alınacaktır…
Yeni fakülteye Prof. Kessler, Prof. Babanzade Şükrü, Prof. Fazıl
Pelin, Prof. Ropke, Prof. Neumark, Prof. Rosto, Prof. Celal Sarç,
Doç. Muhlis Ete, Doç. Rıfkı Şükrü tayin edilmiştir.”
(Cumhuriyet.1937 b) denilmektedir.
Rektör Cemil Birsel’in İ.Ü.
İktisat Fakültesi’ni açış nutkundan bazı cümleler şöyledir:
“Yalnız
Hukuk Fakültesi’ne bağlı bir İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü
kurulmuştu. Fakat bunun kafi gelmediği görüldü. İktisat Fakültesi
açılmıştır, kutlu olsu. İktisat, harp sonu dünyasının bütün gidiş
istikametini çizen en kuvvetli faktör oldu… Yeni fakülte Türkiye’nin
kendi iktisadiyatına kendinin hakim olduğu bir devirde ve milli
iktisadiyatın feyizli verimleri devrinde açılıyor…”
Açılış töreninde
Dekan Prof. Dr. Ömer Celal Sarç’ın konuşmasındaki bazı ifadeler de
şöyledir:
“…Yeni fakülteye memleketimizin ekonomik inkişafını
hazırlamak hususunda çok mühim vazifeler düşmektedir. İktisat
Fakültesi daha işlenmemiş bunca iktisadi meselelerimiz hakkında
araştırmalar yapıp Türkiye’nin realitelerini ilmen tespite
çalışacaktır. Bir gün Devletin sanayi işletmelerinin başına geçmeğe
veya ticarethaneler, fabrikalar idare etmeğe namzet, genç Türk
İktisatçılarını yetiştirecektir. Ayrıca da istikbalin Türk iktisat
profesör ve alimlerini hazırlayacaktır…”
En sonra, Ord. Prof. Dr.
Gerhard Kessler “İçtimai Siyasetin Esasları” konulu açılış dersinde
şu mesajı vermiştir:
“…Ekonomi, siyaseti metaları düşünüyorsa,
unutmamak lazımdır ki, sosyal siyaset de insanları düşünür. Biz her
ikisinden de vazgeçemeyiz. Yeni İktisat Fakültesinde üniversite
okurlarımız her iki disiplini de layıkı ile öğrenirlerse, bundan
yine fazlası ile istifade edecek olan memleketimizin iktisat ve
cemiyet hayatı olacaktır.”
İ.Ü İktisat Fakültesi’nde Görev Alan
Yabancı Bilim Adamları:
Bazıları önce Hukuk Fakültesi’nde sonra da
İktisat Fakültesi’nde görev alan yabancı bilim insanlarına ilişkin
bilgiyi İstanbul Üniversitesi’ne ait katalog ve rehber gibi
yayınlardan izlersek, aşağıdaki bilgilere ulaşılabilmektedir:
Buna
göre, 1933’te İ.Ü. Hukuk Fakültesi’nde görev alanlar G.Kessler, F.Neumark,
W.Röpke ve A.Rustow’dur. Bunlara ilaveten 1919-1933 döneminde
Türkiye’ye gelen Fransız profesörlerden olan C. Crozat da Hukuk
Fakültesi kadrosunda bulunmaktadır. (İstanbul Darülfünunu.1929.-1930
ve İstanbul Üniversitesi.1973).
Yine 1936-1937 yılları arasında
İktisat Fakültesi’nde 12 yabancı bilim adamı bulunduğu
belirtilmekte, eskilerden sadece G. Kessler, F. Neumark, A.Rüstow,
A.Isaac ve U. Ricci gösterilmektedir. Bu 5 bilim adamına ilaveten W.
Weddigen, S.Wendt, A.Walter, W.Castellano, H. Laufenburger, R. Stone
ve H.Arndt belirtilmektedir. (İstanbul Üniversitesi.1973). Oysa bu
kadroya, 1937 yılında Fakülte kadrosuna dahil olup 1941 yılında
ayrılan J. Dobretsberger’in de ilave edilmesi gerekirdi. (Fındıkoğlu.1946.82).
İstanbul Üniversitesi’nin daha sonraki bir kataloguna göre de
İktisat Fakültesi’nde G. Kessler, F. Neumark, A.Rüstow, A.Isaac
görev almayı sürdürmüştür. (The University of İstanbul.1949).
Öte
yandan, 1960-1961 yılına ilişkin Öğrenci Rehberi’nde, İktisat
Fakültesi’nde ders veren yabancı öğretim elemanı olarak, sadece,
kadrosu Hukuk Fakültesi’nde olan C. Crozat gösterilmektedir
(İstanbul Üniversitesi.1960).
1966’da ise İktisat Fakültesi’nde
sadece C. Crozat’ın ve kısa bir süre için M. Lunine’nin görev aldığı
öğrenilmektedir (İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü.1966).
En son,
1995 İstanbul Üniversitesi kataloguna göre ise, İktisat
Fakültesi’nde hiçbir yabancı bilim adamının bulunmadığı
anlaşılmaktadır. (İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü.1995).
1936 -
2007 senelerini kapsayan 71 Akademik yılda fakültemizden mezun
olanların sayısı 20 bini aşmıştır. Mezunlarımızın büyük bir kısmı
ülkemizde ve diğer ülkelerde akademisyen ve üst düzey yönetici
olarak önemli görevler üstlenmişlerdir.
KAYNAKÇA
Başgöz, İlhan ve
Wilson, Howard E.(1968):Türkiye Cumhuriyeti’nde Eğitim ve Atatürk
Ankara.Dost Yayınları
Cumhuriyet Gazetesi (1973 a): “İktisat
Fakültesi 4 Şubatta açılıyor” 30.Ocak.1937.
Cumhuriyet Gazetesi
(1973 b): “İktisat Fakültesi’ne 100 talebe alındı” 2.Şubat.1937.
Falay, Nihat (2003): “Türkiye’de yüksek öğretim macerası:Osmanlı’dan
YÖK’e/YÖK’ten bugüne “İktisat Dergisi sayı 440, Ağustos.
Huxley,
Julian (2003): “Kan davası” (Çev: A.A.) Cogito (Kan, Damardan) sayı
37, Güz.
Irmak, Sadi (1973): “Pozitif bilim kuruluşları ve
Darülfünun’dan üniversiteye geçiş” Cumhuriyetin 50.Yılında İstanbul
Üniversitesi.İstanbul.İstanbul Üniversitesi
İlkin, Selim (1972):
“1920-1970 döneminde Türkiye’deki iktisat ve ticaret eğitimi ile
ilgili kuruluşların gelişimi tarih üzerine bir deneme. Türkiye’de
Üniversitelerde Okutulan İktisat Üzerine (Der: F.Görün).Ankara. Orta
Doğu Teknik Üniversitesi.
İstanbul Darülfünunu (1929-1930): Talebe
Rehberi:1929-1930 Sene-i Devriyesi. İstanbul.Yeni Matbaa.
İstanbul
Üniversitesi (1960-1960): Öğrenci Rehberi 1960-1961, İstanbul. Becid
Basımevi.
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü (1966): İstanbul
Üniversitesi. İstanbul. Sermet Matbaası.
İstanbul Üniversitesi
(1973): Cumhuriyetin 50.Yılında İstanbul Üniversitesi. İstanbul.
Sermet Matbaası
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü (1995): İstanbul
Üniversitesi. Katalog:1995.
İstanbul.İÜ. Rektörlüğü Basımevi. Malche,
Albert (1939):
İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor. İstanbul.
T.C.Maarif Vekilliği.
The Near East and India (1933 a): ”Istanbul
University” August. 17.193
The Near East and India (1933 b): “The
new Istanbul University” December. 7.1933.
Neumark, Fritz (1982):
Boğaziçine Sığınanlar - Türkiye’ye İltica Eden İlim Siyaset ve Sanat
Adamları 1933-1953. (Çev:S.A.Bahadrı).
İstanbul. İÜ.İktisat
fakültesi Maliye Enstitüsü: 66. Oğuzman, Kemal (1973):
“Üniversite
döneminde İstanbul Üniversitesi” Cumhuriyetin 50. Yılında İstanbul
Üniversitesi. İstanbul. İstanbul Üniversitesi
Ökçün, Gündüz (1968):
Türkiye İktisat Kongresi. Ankara. Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi: 262.
Özbeyoğlu, Erendiz (1999): “İmparator
Theodosius tarafından İstanbul’da Kurulan üniversite hakkında
”Düşünen Siyaset” (Üniversite Cadı Kazanı). Yıl 1, Sayı 2, Mart.
Taşdemirci, Ersoy (1992): Belgelerle 1933 Üniversite Reformunda
Yabancı Bilim Adamları. Ankara. Bizim Büro Basımevi.
Tekindağ,
Şehabettin (1973): “Medrese dönemi” Cumhuriyetin 50. Yılında
İstanbul Üniversitesi. İstanbul. İstanbul Üniversitesi.
The
University of İstanbul (1949): Katalog 1948-1949. İstanbul. İsmail
Akgün Matbaası.
Widmann, Horst (1981): Atatürk Üniversite Reformu. (Çev:
A. Kazancıgil ve S. Bozkurt). İstanbul. İ. Ü.Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi. |