İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı

  Vakıf Senedi
 E-Posta

 Önemli
web adresleri


 


ADRES :


Halaskargazi C.
No: 299-301
Kuran İş Merkezi
Kat: 2B
Şişli – İstanbul

Tel: 0212 343 20 50
 Faks: 0212 343 20 53


KROKİYİ GÖRMEK
İÇİN TIKLAYIN





 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





 

İKTİSAT OCAĞI  - İktisat Fakültesi'nin Doğuşu ve Kuruluşu

 Prof. Dr. Nihat FALAY
Giriş: Çeşitli bilgi ve belgeler İstanbul Üniversitesi’nin ilk yerinin günümüzdeki Şehzadebaşı civarında olduğunu göstermektedir. Yine kimi kaynaklarda, hukuk okulu ve kitaplığının yerinin, Beyazıt Meydanı’nın güneybatısında yapılan inşaat sırasında ortaya çıkan ve Bizans İmparatoru Theodosius’a ait bina olduğu ileri sürülmektedir.
14. yüzyılda, Osmanlı Devleti’nde ilk medrese 1330’da Orhan Bey zamanında İznik’te yapılmıştır. Osmanlı Beyliği, bu yüzyılda Anadolu’da yayılarak İznik’te olduğu gibi, gayrimüslimlerinki de dahil olmak üzere vakıf mantığıyla tanışmıştır ve eğitim de dahil bir dizi hizmete ilişkin vakıflar kurulmuştur.
Osmanlı devrinin ikinci medresesi Bursa’da kurulmuştur. İstanbul’un fethinden sonra medrese yapımı hızlanmıştır. Örneğin, Fatih Sultan Mehmet, şehirdeki kilise ve manastırları medrese haline getirmiştir. Bu bağlamda, daha sonra Sahn-ı Seman (Sekizli Medrese) adı verilen ve devrin en büyük medresesini yaptırmıştır. Kurdurduğu bu medreseyi bilimsel ve idari özerkliğe kavuşturmuştur.
Kanuni Sultan Süleyman, 16. yüzyılda özellikle ordunun doktor ve mühendis gereksinimini göz önünde tutarak, birer tıp medresesi ve hastane, matematik öğretimi için de 4 medrese kurdurmuştur.
17. yüzyılda bir çok medrese daha ortaya çıkmış ve bu yüzyılın sonlarında medreseler, Osmanlı devletinin gerilemesine paralel olarak batının bilimsel ilerlemesine kayıtsız kalmıştır. 18. yüzyılın sonlarından itibaren, eğitimin modernleştirilmesi için mühendishane ve tıbbiye gibi okullar açılmıştır.
Tanzimat’ın ilanına kadar (1839) kendi haline bırakılan medreselerde hiçbir yenileştirme yapılmamıştır. Tanzimat’tan sonra İstanbul’da bir Darülfünun açılması fikri ileri sürülmüştür.
2. Meşrutiyet’ten sonra da medreselerin iyileştirilmesi fikri yeniden ortaya atılmış ve ilk girişim 1909’da Fatih Medresesi’nde yapılmıştır. Düzenlenen programda İslami bilgilerden başka fizik, kimya, matematik ve coğrafya gibi dersler de vardı, ancak bu girişimden de bir sonuç çıkmamıştır.
1914’de İstanbul’da bulunan tüm medreselerin Darül-Hilafetil-Aliye Medresesi adı altında birleştirilmesine karar verilmiştir. Bu medresede dinsel ve pozitif bilimlere ek olarak Fransızca, Almanca, İngilizce ve Rusça derslerinden birinin öğrenciler tarafından seçilmesi zorunlu tutulmuştur.
2. Meşrutiyet’le Darülfünun’da bir canlanma olması ve okuyabilmek için gençlerin birbiriyle yarış etmesi nedeniyle, Darülfünun 1914-1918 yıllarında başarılı bir dönem geçirmiştir. Çünkü tüm birimler, Almanya’dan öğretim üyeleri getirtilmesi ve her dilden yabancı kitapların ve aletlerin sağlanmasından yarar sağlamıştır. Ne var ki, Almanya’dan getirtilen 20 öğretim üyesi, I. Dünya Savaşı’nın bitmesi üzerine ülkelerine geri dönmek zorunda kalmışlardır.
Daha sonra 1919-1933 yıllarında, saltanat yönetimi döneminde Darülfünun kadrosuna bir dizi Fransız öğretim üyesinin de katıldığı görülecektir.

İstanbul Darülfünunu’nun Dışındaki Gelişmeler:

Kurtuluş Savaşı döneminde, savaşın doğurduğu sıkıntılar ve o döneme kadar Osmanlı toplumunda zanaatsal ve ticari faaliyetleri ellerinde tutmuş olan azınlıkların savaş nedeniyle ülkeden ayrılması sonucunda, boşalan sektör ve meslek alanlarını doldurma zorunluluğu, ülke ihtiyaçlarının karşılanması amaçlayan bir eğitim politikasını gündeme getirmiştir.
Cumhuriyet’in ilanına paralel olarak 1923’de İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde iktisat eğitimi sorunları da ele alınmıştır. Burada, Kongre Başkanı Kazım Karabekir iktisat eğitiminin önemini vurgulamıştır. (Ökçün.1968.267):
“…beşikten mezara kadar hayat ve iktisat telkinlerinin icap ettirdiği müşterek mesai ile çalışırsak, iktisadımız kavi (sağlam) esaslarla kurulmuş olur…”
Yine bu kongrede temsil edilen tüccar grubunun iktisat öğretimine ilişkin olarak kabul ettiği “tedrisat-ı iktisadiye” (iktisat öğretimi) ilkeleri olarak “Türkiye’nin mühim ticaret merkezlerinde ticaret mektepleri açılması… bil’umum mekteplerde…iktisadi tedrisata ehemmiyet verilmesi” (Ökçün.1968.423) nin öngörülmesi belirleyici olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlılardan devraldığı iktisat eğitimi kurumları, Ali Ticaret Mektebi’nin öğretim programlarında çok hızlı değişiklikler yapılmış ve 1923’de Yüksek Ticaret ve İktisat Mektebi adıyla İktisat Vekaleti’ne bağlanmıştır. Mülkiye Mektebi ise 1925’de programlarını yeniden düzenleyerek pek çok dersin sayısını ve içeriğini değiştirmiştir. 1925’de kurulan Ankara Hukuk Mektebi, iktisadi doktrinler ve milli iktisat konularını işleyen dersler okutmaya başlamıştır.

İstanbul Üniversitesi’nin Kuruluşu:
1923’de kurulan Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra, Darülfünun’un ülkedeki reformlara paralel olarak modern bir üniversite haline dönüşmesi yönünde önemli değişiklikler yapılacağı beklentisi doğmuştur. 1930 yılı sonlarında Atatürk’ün Darülfünun’u ziyareti bu kurumun olumlu yönde harekete geçmesine de yetmemiştir. Yine de, bu beklentiyi doğuran temel nedenler; öğretim üyeleri ile öğrencilerin çalışma ve yetişme şartlarından memnun olmaması ve Darülfünun’un bilim ve öğretiminin durgun, yenilikleri izlemekten uzak bulunması ve klasik derslerle yetinmesidir.
Yüksek öğretimde kökten değişimi sağlamak amacıyla 1931’de toplanan Cumhuriyet Halk Partisi, Darülfünun’da reform yapılmasını öngören bir karar almıştır. Bunun için de Maarif Vekaleti, bir rapor hazırlamak üzere İsviçre’den Profesör Albert Malche’ı çağırmıştır. Malche, 4 aylık bir çalışma ve temaslar sonucunda hazırladığı raporunu Maarif Vekaleti’ne sunmuştur. Malche, raporunu hazırlamak amacıyla, zamanın Darülfünun Emini (rektör), fakülte reisleri (dekanlar) ve profesörler ile görüşmüş ve onların hayat tarzı, mali durumları, üniversiteye girişe ilişkin görüşlerini almıştır.
Malche, raporunda, Darülfünun’un yasal durumu, öğretim kadrosu, öğrenci istatistikleri, profesörlerin atanması, fakülteler ve enstitüler, öğretim plan, program ve sınavları, dersler ve konferanslar, kitaplar ve yabancı diller vb. konularda yorum ve önerilerde bulunmuş ve raporunun sonuç kısmında, “Darülfünun meselesi esas itibariyle Türkiye’nin fikri, manevi hatta içtimai istikbali meselesidir” (Malche.1939.58) demiştir.
31 Mayıs 1933’de kabul edilen 2252 sayılı kanunla Darülfünun kapatılmış ve 31 ağustos 1933’de İstanbul Üniversitesi adıyla yeni bir kimlikle açılmıştır. Bu açılış bazı Avrupa dergi ve gazetelerinde de yankı bulmuştur.
Dönemin Maarif Vekili Reşit Galip Bey, kurulan üniversitenin Darülfünun ile hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtmiştir. Üniversitenin ilk rektörü olarak da prof. Cemil Bilsel atanmıştır.
Bu kanunla İstanbul Üniversitesi öğretim kadrosu üç gruptan oluşturulmuştur. Darülfünun’dan naklen alınanlar, Cumhuriyet yılları içinde Avrupa’ya gitmiş ve yetişmiş gençler, yabancı profesörler... Darülfünun’dan İstanbul Üniversitesi’ne geçerken, mevcut 157 öğretim üyesinden sadece 59’u yerini korumuştur.
Aynı yıl, Nazi Almanyası, Yahudi asıllı veya Nazi iktidarı karşıtı fikirlere sahip olan bilim insanlarını üniversitelerden kovmuştur. İşte bu bilim adamlarının bir kısmı Türkiye’deki diğer üniversitelerde ve 40 kadarı da İstanbul Üniversitesi’nde görev almıştır. Bunların bir kısmı daha sonra İ.Ü. İktisat Fakültesi’nin kuruluşunda rol alacaktır.

Yabancı Bilim İnsanlarının İstanbul Üniversitesi’ne Gelişi:
Darülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüşüne paralel olarak ortaya çıkan bu temel gelişim, aslında, Alman demokrasisinin son bulması ve özellikle 1925’de Almanya devlet başkanı olan F. Ebert’in ölümünden sonra yapılan seçimlerde halkın çoğunun eski Mareşal Von Hindenburg’u seçmesi ile başlamıştır. Çünkü 1933’de, A. Hitler’in nasyonal sosyalist kabinesinin oluşturulmasından hemen sonra, demokratik temel hakları ortadan kaldıran yasalar çıkarılmaya başlanmıştır. Öte yandan, devlet kadrolarının ve yüksek öğretim kurumlarının hemen hepsi yeni rejime sadık partililerce doldurulmuştu. Bunun sonucu olarak, işten çıkarılacak üniversite elemanlarının listelerinin hazırlanmaya başlamasına ilişkin haberler dolaşmaya başlamıştır ve bunların başında da Prof. F. Neumark ve Prof. W. Röpke’nin adı geçmektedir.
Öte yandan, örneğin Almanya’nın en eski üniversitelerinden olan Heidelberg ve Göttingen üniversiteleri, nasyonal sosyalizmin olumsuz ve nefretle karşıladığı fikirlerin yok edilmesini amaçlayan “kitapların yakılması” ayinine sahne olmuşlardır.
Bu siyasal, yönetsel, hukuksal ve hatta bazen fiziksel terör ortamında, üniversite öğretim elemanları, giderek ülkelerinden ayrılmayı ve yabancı ülkelere iltica etmeği düşünmüş ve daha sonra da bunu gerçekleştirmiştir. Elbette ki, buna karşın mevcut sistemle ittifak edenler de çıkmıştır. Yabancı ülkelere ilticayı düşünenlerin fikrini gerçekleştirmek için de İsviçre-Zürich’de “akademik mülteciler” kolonisi oluşmuş ve Mart 1933’de Tıp Profesörü Philipp Schwartz’ın önderliğinde Yurt Dışındaki Alman Bilim Adamları Yardım Cemiyeti kurulmuştur. Türkiye’ye ileride gelecek olan çoğu alman asıllı öğretim üyelerinin göç sürecinin örgütlenmesinde bu cemiyetin rolü olmuştur.
F. Neumark, Türkiye’ye iltica eden alman asıllı bilim insanlarının göçünün nedenlerini şöyle analiz etmektedir. (Neumark.1992.19-21):
“İlk özellik, antisemitizm (Yahudi düşmanlığı) göz önünde bulundurulursa “ırk” faktörü idi… İkinci bir faktör ise ”katolisizm” (Katoliklik) idi… Bazı Katolikler, Nazi rejimine karşı savaşı Almanya içinde ve dışında sürdürüyorlardı… Bir üçüncü mülteci grubu da politik eğilimleri ve böylece iktisat politikası alanında da liberal olan kişiler. Bunlar arasında sosyal bilimciler bulunuyordu: Örneğin Gerhard Kessler, Wilhelm Röpke ve Alexander Rustow…”
Türkiye’ye gelen ve yeniden organize edilen üniversiteye dahil olan bilim insanlarının listesi batı yayın organlarında belirtilmiştir.

İ.Ü. İktisat Fakültesi’nin Kuruluş Süreci:
Konumuz açısından en önemli gelişmelerden biri de, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Meclisi’nde 1936 yılında alınan bir kararla, o zaman Hukuk Fakültesi İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü Direktörü olarak bulunan alman uyruklu öğretim üyesi Ord. Prof. Dr. Fritz Neumark’ın, ayrı bir İktisat Fakültesi kurulmasıyla ilgili bir rapor hazırlamakla görevlendirilmesidir. Neumark gerekli incelemeleri yapmış ve Temmuz 1936’da raporunu İstanbul Üniversitesi’ne sunmuştur.
F. Neumark’ın İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne sunduğu “İstanbul Üniversitesi’nde Bir İktisat Fakültesi’nin İhdası Hakkında teklif” başlıklı 16 sayfalık raporundaki temel teklifleri şunlardır (Taşdemirci.1992.201-202):
“…1) Bir Ekonomik ve Sosyal İlimler Fakültesi’nin kurulması; 2) Başlı başına bir iktisat tahsilinin ihlası; 3) İktisat için başlı başına bir mezuniyet imtihanının kabulü; 4) İktisat Doktora imtihanının muhafazası; 5) İktisat Enstitüsü’nün olduğu gibi ipkası; Enstitü, bundan böyle tabii Hukuk Fakültesi yerine İktisat Fakültesi’ne bağlı bulunacaktır..” Yeni fakültenin azaları olmak üzere aşağıdaki kürsüleri işgal eden profesörleri gösterebiliriz: 3 İktisat Ordinaryüslüğü (Prof. Şükrü Baban, Neumark, Röpke), 1 Maliye ve İstatistik Ordinaryüslüğü (Prof. İ.Fazıl Pelin), 1 Sosyoloji ve Sosyal-Siyasal Profesörlüğü (Prof. Kessler), 1 İktisat Tarihi ve İktisat Coğrafyası Ordinaryüslüğü (Prof. Rüstow), 1 İstatistik ve Maliye için ayrıca bir Profesörlük (Prof. Ömer Celal Sarç)…
“…iktisatçılara karşı ihtiyacın gittikçe fazlalaşmakta olduğu noktaları göz önünde tutularak, reformun bir an evvel başarılması çok temenniye değer.
İstanbul, Temmuz 1936, Ordinaryüs Profesör ve İktisat-İçtimaiyat Enstitüsü Direktörü Dr. Fritz Neumark.”
İstanbul Üniversitesi Rektörü Cemil Bilsel’in 20.8.1936 tarih ve 3373 sayılı “Kültür Bakanlığı Yüksek Orununa” başlıklı yazısında şöyle denilmektedir. (Taşdemirci.1992.197):
“…Üniversitede, ayrıca bir İktisat Fakültesi kurulması icap ettiğinin öne sürülmesi üzerine, Prof. Neumark’ın hazırladığı raporu ilişik olarak sunuyorum. Rektörlük, Üniversitede bir Ekonomik ve Sosyal Bilgiler Fakültesi’nin kurulmasını memleketimizin ihtiyaç ve menfaatlerine tamamen uygun bulmaktadır.
Üniversite Rektörü
Cemil Birsel “

Kültür Bakanlığı da 10.12.1936 tarihli yazısıyla İstanbul Üniversitesi’nin teklifini uygun bulduğunu belirtmiş ve İktisat Fakültesi dekanlığına Prof. Dr. Ömer Celal Sarç’ı tayin etmiştir. Bu karar Maarif Vekaleti’nin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nce (Bakanlar Kurulu) 26. Kanunuevvel.1936 gün ve 3492 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve 14 Aralık 1936’da onandığı belirtilmiştir.
Tüm bu süreçlerden anlaşılacağı gibi, İktisat Fakültesi’nin kurulmasının ardında birden çok neden vardır. Prof. Dr. Fındıkoğlu tarafından daha sonraki yıllarda bu nedenler şöyle sıralanmıştır (Fındıkoğlu.1946.65-69):
“…Hukuk Fakültesi’nde temerküz ettirilen (merkezileştirilen) iktisat tedrisatında talebenin ekonomik ve sosyal hadise ve meseleler hakkında kafi bir bilgi edinmesine imkan yoktur. İktisat ve tedrisatının ayrı bir teşekkülle kavuşmasını icap ettiren asıl sebep, her iki disiplinin metodolojilerindeki ayrılıktır… Hukuk normatif bir karakter taşır. İktisat ise illiyet (nedensellik) esasına dayanan ilimlerdendir… Hukuk Fakültesi gibi müesseselerde haftada bir iki saat “ilmi servet”in veya “ilmi iktisat”ın okunduğu zamanların Türkiyesi ile, hatta ikinci Meşrutiyet Türkiyesi ile Cumhuriyet Türkiyesi aynı şey değildir…”

İktisat Fakültesi’nin Açılış Töreni:
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nün 21 Ocak 1937 tarihli yazısı, İktisat Fakültesi’nin açılış töreni hakkında şu bilgileri vermektedir :
“Açılış töreni, 5 Şubat 1937 Cuma günü Hukuk Fakültesi’nde yapılacaktır… Açılma nutukları ve ilk ders Hukuk Fakültesi birinci sınıfında yapılacaktır… Merasime Üniversite Rektörünün 15 dakikalık hitabeti ile başlanacaktır… Sonra İktisat Fakültesi Dekanı söz alarak, 12-15 dakika hitap edecektir. Bunun ardından Ord. Prof. Kessler içtimai siyasetin esasları dersine başlayacaktır…” (Taşdemirci.1992.218): 30 Ocak 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde konuyla ilgili haber şöyledir. (Cumhuriyet.1937 a):
“Üniversitede yeni tesis olunan İktisat Fakültesi, derslerine başlamak için hazırlıklarını ikmal etmiştir… Yeni fakülteye Üniversite binasının üst kısmında yedi oda tahsis edilmiş bulunmaktadır… Fakültenin birinci sınıfına kaydolan gençlerin miktarı yüze yakındır…”

Aynı gazetenin 2 Şubat 1937 tarihli sayısında;
“…Fakülteye bu sene geç kaldığı için yalnız Hukuk Fakültesi birinci sınıfı ile Yüksek Ticaret mektebinden gelen yüz talebe alınacaktır… Yeni fakülteye Prof. Kessler, Prof. Babanzade Şükrü, Prof. Fazıl Pelin, Prof. Ropke, Prof. Neumark, Prof. Rosto, Prof. Celal Sarç, Doç. Muhlis Ete, Doç. Rıfkı Şükrü tayin edilmiştir.” (Cumhuriyet.1937 b) denilmektedir.
Rektör Cemil Birsel’in İ.Ü. İktisat Fakültesi’ni açış nutkundan bazı cümleler şöyledir:
“Yalnız Hukuk Fakültesi’ne bağlı bir İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü kurulmuştu. Fakat bunun kafi gelmediği görüldü. İktisat Fakültesi açılmıştır, kutlu olsu. İktisat, harp sonu dünyasının bütün gidiş istikametini çizen en kuvvetli faktör oldu… Yeni fakülte Türkiye’nin kendi iktisadiyatına kendinin hakim olduğu bir devirde ve milli iktisadiyatın feyizli verimleri devrinde açılıyor…”
Açılış töreninde Dekan Prof. Dr. Ömer Celal Sarç’ın konuşmasındaki bazı ifadeler de şöyledir:
“…Yeni fakülteye memleketimizin ekonomik inkişafını hazırlamak hususunda çok mühim vazifeler düşmektedir. İktisat Fakültesi daha işlenmemiş bunca iktisadi meselelerimiz hakkında araştırmalar yapıp Türkiye’nin realitelerini ilmen tespite çalışacaktır. Bir gün Devletin sanayi işletmelerinin başına geçmeğe veya ticarethaneler, fabrikalar idare etmeğe namzet, genç Türk İktisatçılarını yetiştirecektir. Ayrıca da istikbalin Türk iktisat profesör ve alimlerini hazırlayacaktır…”
En sonra, Ord. Prof. Dr. Gerhard Kessler “İçtimai Siyasetin Esasları” konulu açılış dersinde şu mesajı vermiştir:
“…Ekonomi, siyaseti metaları düşünüyorsa, unutmamak lazımdır ki, sosyal siyaset de insanları düşünür. Biz her ikisinden de vazgeçemeyiz. Yeni İktisat Fakültesinde üniversite okurlarımız her iki disiplini de layıkı ile öğrenirlerse, bundan yine fazlası ile istifade edecek olan memleketimizin iktisat ve cemiyet hayatı olacaktır.”

İ.Ü İktisat Fakültesi’nde Görev Alan Yabancı Bilim Adamları:
Bazıları önce Hukuk Fakültesi’nde sonra da İktisat Fakültesi’nde görev alan yabancı bilim insanlarına ilişkin bilgiyi İstanbul Üniversitesi’ne ait katalog ve rehber gibi yayınlardan izlersek, aşağıdaki bilgilere ulaşılabilmektedir:
Buna göre, 1933’te İ.Ü. Hukuk Fakültesi’nde görev alanlar G.Kessler, F.Neumark, W.Röpke ve A.Rustow’dur. Bunlara ilaveten 1919-1933 döneminde Türkiye’ye gelen Fransız profesörlerden olan C. Crozat da Hukuk Fakültesi kadrosunda bulunmaktadır. (İstanbul Darülfünunu.1929.-1930 ve İstanbul Üniversitesi.1973).
Yine 1936-1937 yılları arasında İktisat Fakültesi’nde 12 yabancı bilim adamı bulunduğu belirtilmekte, eskilerden sadece G. Kessler, F. Neumark, A.Rüstow, A.Isaac ve U. Ricci gösterilmektedir. Bu 5 bilim adamına ilaveten W. Weddigen, S.Wendt, A.Walter, W.Castellano, H. Laufenburger, R. Stone ve H.Arndt belirtilmektedir. (İstanbul Üniversitesi.1973). Oysa bu kadroya, 1937 yılında Fakülte kadrosuna dahil olup 1941 yılında ayrılan J. Dobretsberger’in de ilave edilmesi gerekirdi. (Fındıkoğlu.1946.82).
İstanbul Üniversitesi’nin daha sonraki bir kataloguna göre de İktisat Fakültesi’nde G. Kessler, F. Neumark, A.Rüstow, A.Isaac görev almayı sürdürmüştür. (The University of İstanbul.1949).
Öte yandan, 1960-1961 yılına ilişkin Öğrenci Rehberi’nde, İktisat Fakültesi’nde ders veren yabancı öğretim elemanı olarak, sadece, kadrosu Hukuk Fakültesi’nde olan C. Crozat gösterilmektedir (İstanbul Üniversitesi.1960).
1966’da ise İktisat Fakültesi’nde sadece C. Crozat’ın ve kısa bir süre için M. Lunine’nin görev aldığı öğrenilmektedir (İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü.1966).
En son, 1995 İstanbul Üniversitesi kataloguna göre ise, İktisat Fakültesi’nde hiçbir yabancı bilim adamının bulunmadığı anlaşılmaktadır. (İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü.1995).
1936 - 2007 senelerini kapsayan 71 Akademik yılda fakültemizden mezun olanların sayısı 20 bini aşmıştır. Mezunlarımızın büyük bir kısmı ülkemizde ve diğer ülkelerde akademisyen ve üst düzey yönetici olarak önemli görevler üstlenmişlerdir.

KAYNAKÇA
Başgöz, İlhan ve Wilson, Howard E.(1968):Türkiye Cumhuriyeti’nde Eğitim ve Atatürk Ankara.Dost Yayınları
Cumhuriyet Gazetesi (1973 a): “İktisat Fakültesi 4 Şubatta açılıyor” 30.Ocak.1937.
Cumhuriyet Gazetesi (1973 b): “İktisat Fakültesi’ne 100 talebe alındı” 2.Şubat.1937.
Falay, Nihat (2003): “Türkiye’de yüksek öğretim macerası:Osmanlı’dan YÖK’e/YÖK’ten bugüne “İktisat Dergisi sayı 440, Ağustos.
Huxley, Julian (2003): “Kan davası” (Çev: A.A.) Cogito (Kan, Damardan) sayı 37, Güz.
Irmak, Sadi (1973): “Pozitif bilim kuruluşları ve Darülfünun’dan üniversiteye geçiş” Cumhuriyetin 50.Yılında İstanbul Üniversitesi.İstanbul.İstanbul Üniversitesi
İlkin, Selim (1972): “1920-1970 döneminde Türkiye’deki iktisat ve ticaret eğitimi ile ilgili kuruluşların gelişimi tarih üzerine bir deneme. Türkiye’de Üniversitelerde Okutulan İktisat Üzerine (Der: F.Görün).Ankara. Orta Doğu Teknik Üniversitesi.
İstanbul Darülfünunu (1929-1930): Talebe Rehberi:1929-1930 Sene-i Devriyesi. İstanbul.Yeni Matbaa.
İstanbul Üniversitesi (1960-1960): Öğrenci Rehberi 1960-1961, İstanbul. Becid Basımevi.
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü (1966): İstanbul Üniversitesi. İstanbul. Sermet Matbaası.
İstanbul Üniversitesi (1973): Cumhuriyetin 50.Yılında İstanbul Üniversitesi. İstanbul. Sermet Matbaası
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü (1995): İstanbul Üniversitesi. Katalog:1995.
İstanbul.İÜ. Rektörlüğü Basımevi. Malche, Albert (1939):
İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor. İstanbul. T.C.Maarif Vekilliği.
The Near East and India (1933 a): ”Istanbul University” August. 17.193
The Near East and India (1933 b): “The new Istanbul University” December. 7.1933.
Neumark, Fritz (1982): Boğaziçine Sığınanlar - Türkiye’ye İltica Eden İlim Siyaset ve Sanat Adamları 1933-1953. (Çev:S.A.Bahadrı).
İstanbul. İÜ.İktisat fakültesi Maliye Enstitüsü: 66. Oğuzman, Kemal (1973):
“Üniversite döneminde İstanbul Üniversitesi” Cumhuriyetin 50. Yılında İstanbul Üniversitesi. İstanbul. İstanbul Üniversitesi
Ökçün, Gündüz (1968): Türkiye İktisat Kongresi. Ankara. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi: 262.
Özbeyoğlu, Erendiz (1999): “İmparator Theodosius tarafından İstanbul’da Kurulan üniversite hakkında ”Düşünen Siyaset” (Üniversite Cadı Kazanı). Yıl 1, Sayı 2, Mart.
Taşdemirci, Ersoy (1992): Belgelerle 1933 Üniversite Reformunda Yabancı Bilim Adamları. Ankara. Bizim Büro Basımevi.
Tekindağ, Şehabettin (1973): “Medrese dönemi” Cumhuriyetin 50. Yılında İstanbul Üniversitesi. İstanbul. İstanbul Üniversitesi.
The University of İstanbul (1949): Katalog 1948-1949. İstanbul. İsmail Akgün Matbaası.
Widmann, Horst (1981): Atatürk Üniversite Reformu. (Çev: A. Kazancıgil ve S. Bozkurt). İstanbul. İ. Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi.