|
1)
Fakültemizin kurucu hocalarından, rahmetli hocamız Prof. Fritz
Neumark 1959 yılında ben ikinci sınıfta iken fakültemize ziyaretçi
profesör olarak gelmişti. Ağdalı Türkçe’si ile diğer bir ifade ile
Osmanlı Türkçe’si ile vasıtalı-vasıtasız vergiler konusunda bir
konferans verdi. her şeye rağmen sınıf olarak kendisini bütünüyle
anlıyor, zevkle ve dikkatle dinliyorduk. Aslında bu konuşma konusunu
izlemiştik. Konu hakkında bilgimiz vardı. Hocamız konuşmalarına
başlarken sınıfa vasıtalı verginin tarifini sordular. İçimizden
birkaç arkadaşımız tarif yaptılar. Prof. Neumark tariflerin noksan
olduğunu ifade ederek “mündermiş” kelimesinin tarifte
olmasının şart olduğunu söyledi. Arkadaşlarımız, bu kelime
karşılığının Türkçe’de olmadığını ifade ettiler. Gerçekten de bu
kelime olmadan tarif noksan oluyordu. Rahmetle andığımız hocamızın
bu ve buna benzer uyarılarını hiç unutmadım.
Ayrıca, bir iki
saatliğine değil bütün yıl boyunca bu muhteşem bilim adamının
öğrenciliğini yapmış olan ağabeylerimizi gıpta ile andım.
2)
Rahmetli Prof. Dr.
Kemal Tosun hocamız İşletme İktisadı dersini verirken bizleri
işletmelere götürür, buradaki yöneticilerle söyleşiler düzenlerdi.
Yanılmıyorsam 1959 yılında ikinci sömestre başlamadan önce, tatil
döneminde bir grup arkadaşımızı Eskişehir’e bir otobüs tutarak
götürdü. Burada çeşitli işletmeleri ve bu arada Eskişehir Şeker
Fabrikası’nı ziyaret ettikten sonra, akşam, o zamanki Eskişehir
İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi bir kokteyl ve balo
düzenlemişti.
Hocamız Kemal Tosun bir
kız arkadaşımız ile dans ederken Şeker fabrikalarındaki
izlenimlerini sormuş. Kız arkadaşımız da boş bulunarak fabrikanın
bir bölümünde gördüğü “Tosunların” çok güzel ve sağlıklı olduğunu
söylemiş. Bunu duyan rahmetli hocamız kıpkırmızı kesilerek,
arkadaşlarımıza serzenişte bulunmuş… (Şeker fabrikalarında şeker
pancarından kalan küspelerle o tarihte hayvan besiciliği de
yapılıyordu)
|