|
Sırtında Fatih Medresesinin beş yüz senelik mirasını taşıyan
İstanbul Üniversitesi'nin İktisat Fakültesi'ni bitiren
arkadaşlarıma, aynı yoldan henüz yeni geçmiş bir kişi olarak
söylemek istediğim bazı şeyler olacak.
Öncelikle belirtmek isterim ki; beş yüz senelik bir mirası taşımak
ne kadar gurur vericiyse, eğer o mirasın terekesinde bulunan medrese
zihniyeti, molla ve müderris zihniyetinden kurtulmak henüz mümkün
olmadıysa, bu miras onu taşıyanlara ancak utanç verir, ya da utanç
vermelidir. Geçmişimizden geleceğimize doğru uzanan çizgi içinde
tarihin akışına ayak uyduramazsak, yok olmaya mahkûm oluruz. Oysa
ki, bir toplumun kendini yokluğa mahkûm etmeğe hakkı yoktur. Zira
geçmiş nesillerin bırakmış oldukları maddî ve manevî miras, o
toplumun salt o dönemdeki üyelerine değil, aynı zamanda gelecek
nesillere de aittir. Bugün yapılan bir ihanet; hem düne ihanettir,
hem de yarın'a ihanet.
Hayat
kapısının eşiğinde pür inanç dolu, pür iyi niyet dolu olan sizleri,
düzenimizin köhne, çürümüş kurumları ve yozlaşmış kişileri
beklemektedir.
Önce
köşeleriniz törpülenmeye başlanacak. Direneceksiniz. Kendinizi
çarkın dişlileri arasında, biçiminizi bozmadan korumaya
çalışacaksınız. Ama ne kadar süreyle, kaç sene?
Sizi
bekleyen hayat çift yönlü;
Bir
yanda; kahrolası bir boyun bükme ve mutlu azınlığa katılma şansı.
Öte yanda; gururlu bir direniş ve yok olmama savaşı.
Bir
yanda; aşağılatıcı bir el oğuşturma ve beğenmediklerimiz tarafından
beğenilme şansı. Öte yanda; şerefinden taviz vermeden ezilmeme
savaşı.
Bir
yanda; "fert olarak ne yapabilirim?", ya da "bu düzende herkes
yapıyor ,ben de yaparım" gibisinden düşüncelerle yavaş yavaş yok
olmaya başlama. Öte yanda; her gün yeniden tazelenme, sevgiyle,
inançla her gün yeni bir kavgaya başlayabilecek gücü yitirmeme
savaşı.
Bir
yanda; ezen ve sömüren ve ezen ve sömürenin yardakçıları ve
yardakçıların uşakları ve bunların yalanları, dolanları, çürümüş
ahlâkları, inançları, lüksleri, otomobilleri, apartmanları, öte
yanda; ezilen ve sömürülen. Yani halkın.. Ve Sen..
Yani
bir yanda; Nedim, Nef'î, Bakî. Bir yanda; Yunus Emre, Pir Sultan
Abdal, Dadaloğlu.
Bir
yanda Adana'nın bar ve pavyonlarında akan şampanya; öte yanda
Çukurova'da çeltik işçisinin alnından akan ter.
Bir
yanda Samsun'un Amerikan pazarında satılan kullanılmış iç
çamaşırları; öte yanda Kırşehir'de buğday biçen kadınların çatlamış
ayakları.
|