|
Yıl 1968 İ.Ü.İktisat Fakültesi son sınıfındayım. Sınavlar yazılı ve
sözlü olarak yapılıyor. İşletme dersi malumunuz, Sevk ve İdare, Mali
Cebir ve Maliyet Muhasebesinden oluşuyor.
Her üç dersten de 5 veya üstünde not almak gerekiyordu. Ben
yazılıdan geçtim. Sözlü sınavda Mali Cebir ve Muhasebeden de geçtim.
Son sınav da Sevk ve İdare. Sevgili hocamız Prof. Dr. Kemal Tosun
sorular sordu, ama ben o dersi hiç çalışmadığım için uyduruyorum.
Sonunda hocam dedi ki: “Oğlum sen bu derse çalıştın mı?” Ben, sanki
maharetmiş gibi “hiç okumadım” dedim. Çalışamadım da değil,
okumadım, diyorum. Tabii ki beni geçirmedi. Tam olarak sanıyorum üç
dönem gittik geldik. O bana “çalıştın mı” diyor, ben inat etmişim ya
“okumadım” diyorum. Neyse üçüncü turda geçtik.
Ben geçtikten sonra sözlü sınavlar kaldırıldı. Galiba biraz da
“nasılsa sözlü sınav kalkacak” diye de çalışmıyorum. Böylece sözlü
sınavların son kurbanı ben oldum.
İkinci bir gelişme de şöyle oldu. Ben her dönem Sevk ve İdare
dersinden kaldığım için bütün derslerden yeniden sınava giriyorum.
Tabiidir ki Mali Cebir ve Maliyet Muhasebesinden hiç kalmadım.Bu
durumumu gören Maliyet Muhasebe Kürsüsünden bana asistanlık teklifi
geldi. Fakat hayatımın sonuna kadar ders çalışmayı göze alamadığım
için kabul etmedim.
Kader kısmet insanlara neler yaptırabiliyor? Kabul etsem şimdi ben
de emekli profesörlerden olacaktım. Sağlık olsun. Bazen derler ya,
bir musibet kırk nasihatten daha iyidir… Ben olduğum yerden
memnunum.
Saygılarımla.
|